Mahkeme Duruşmasına Gidilmezse Ne Olur?
Mahkeme duruşmasına gitmek, herkesin hayatında yaşamak istemediği, ama bir şekilde karşımıza çıkan o “heyecan verici” deneyimlerden biridir. Eğer bir gün mahkeme çağrısı alırsanız, büyük ihtimalle birkaç saniye boyunca “Hayır, yanlış kişiye gelmiş olmalı” düşüncesiyle kağıdı buruşturup çöp kutusuna atacaksınız. Ama sonra, “Yok, bu benim adım yazıyor, galiba başım belada” diye derin bir iç çekip, birden evdeki en büyük stres kaynağınız haline geliyorsunuz. Peki, mahkeme duruşmasına gidilmezse ne olur? Gelin, bu konuda biraz mizahi bir gözle bakarak sorunun cevabını arayalım.
Mahkeme Duruşmasına Gitmemenin İlk Aşaması: “Ne Olursa Olsun, Gitmem!”
İlk başta, kimseyi kandırmaya çalışmıyorum; ben de bir zamanlar düşündüm: “Ya gitmesem?” Sonra bir arkadaşım şöyle demişti: “Bir daha çağrılmasan iyi, eğer bir gün peşinden gelirlerse, işte o zaman gerçekten başın belada demek.” Tabi hemen bir şekilde “Ya da gitmemeyi denesem, ne olur?” sorusu zihnimin derinliklerinde yankı yapmaya başladı. Ama sonra, içimdeki o kaygılı ben devreye girdi: “Ya bir şey olursa? Ya mahkemeyi kaybedersem? O hâkim çok ciddi bakıyordur, bütün hayatımı mahvedecek bir karar verir mi acaba?”
Ama tabii, içimdeki esprili taraf da hemen şu diyalogu başlatıyor:
Ben: “Zaten hayatımda hiç mahkemeye gitmedim, bir de şimdi gitmemek için gerekçe bulayım.”
İç Ses: “Bence mahkeme zaten seni çağırmış, o yüzden gitmemenin bedeli çok büyük olabilir. Ama gitmeye karar verirsen, o hâkim sana ne diyecek acaba?”
Ben: “Ayy, hâkim ‘Müdafiim, silahım yoktu!’ diyecekmişim gibi hissediyorum…”
Mahkeme Duruşmasına Gitmezsen Ne Olur?
Hadi bakalım, burada işler ciddiye binmeye başlıyor. Mahkemeye gitmemenin gerçek sonuçları ne olabilir? Durun, en kötü ihtimali düşünelim: Bir süreliğine kaybolan bir insan gibi muamele görmeye başlayabilirsiniz.
Düşünün, bir gün kuzeninizle buluşuyorsunuz. O kadar eğlenceli bir gün geçiriyorsunuz ki, şehri geziyor, kahve içiyor, mekanlar hakkında derin sohbetler yapıyorsunuz. Birden o kadar neşeli bir şekilde “Hadi, hadi!” diyorsunuz ki, herkes “Sen de kimseyi mahkemeye sokmazsın, öyle değil mi?” diye dalga geçmeye başlıyor. O an gerçekliği kabul etmek zor, değil mi?
Tabii, mahkeme duruşmasına gidilmezse, kanunî sonuçlar hiç de eğlenceli değildir. Örneğin, davayı kaybetme ihtimaliniz olur, çünkü hâkim sizi dinlememiştir! Bir diğer ihtimal ise, gözaltına alınmanız. “Beni niye tutukluyorlar?” diye düşünürken, zaten içeriye girmeniz birkaç dakika alacak. “Aman tanrım, ben suçlu muyum?” sorusunu sorarak başınızı ellerinizin arasına alırsınız.
Ama yine de sakin olun; hemen mahkemeye gitmek için acele etmeyin. Çünkü bu bir süreçtir. Mahkemeye gitmemenin suç olmadan, sonuçları da sizin kaderinizdir.
İçimdeki İnsan mı, Mühendis mi? Mahkemeye Gitmek Üzerine Bir Savaş!
Bazen kafamı o kadar fazla meşgul ediyorum ki, içimdeki mühendis ve insan arasındaki bu iç savaş beni hasta ediyor. Şu an gözlerim mahkemeye gitmeyi düşünüyor, ama hemen iç sesim devreye giriyor:
İçimdeki mühendis: “Beyefendi, her şeyin mantıklı bir açıklaması olmalı. Eğer mahkemeye gitmezseniz, hem kamu düzenini ihlal etmiş oluyorsunuz hem de kendinize kötü bir örnek teşkil ediyorsunuz. Ayrıca, mahkemeye gitmemenin yasalar nezdinde çok ciddi sonuçları olabilir.”
İçimdeki insan: “Ama şimdi gitmiyorum da, neden karamsar olmak zorundayım? Ne olacak yani? Biraz riske girerim, ama yine de burada keyfimi sürebilirim!”
Ben: “Peki, ne yapacağım şimdi? Gidip gitmemek mi?”
İç ses: “Çok düşündün, hadi git. Bir dakikada başını belaya sokmaktan daha iyi olur!”
İşte, bu noktada bir karar vermem gerekiyor. Ama mühendislik tarafım hemen olayı analiz ediyor ve “Hayır, doğruyu söylemek gerekirse gitmek zorundasın. Üstelik bu bir zorunluluk!” diyor. Ama duygusal tarafım biraz daha gevşek ve özgür: “Her şeyi ciddiye almak gereksiz, hayatı biraz daha eğlenceli yaşamak gerek” şeklinde bir yaklaşımda.
Sonuç: Mahkeme Duruşmasına Gidilmezse Ne Olur?
Sonuç olarak, mahkeme duruşmasına gidilmezse ne olur? Benim gibi eğlenceli bir insan için, her şeyin farklı yönleri olabilir. Mahkemeye gitmemenin sonuçları arasında cezalar, kaybedilen haklar ya da mahkemeye yeniden çağrılmak gibi faktörler yer alabilir. Ama tabii ki biraz da eğlenmemek elde değil. Bazen zorunluluklar, günlük hayatta karşımıza çıktığında, “Bu kadar ciddiye alınacak bir şey mi?” sorusunu sorarız. Sonuçta, hayatın tadını çıkarmayı unutmamak gerek.
Ve iç sesim yine devreye giriyor:
İçimdeki insan: “Hadi, biraz rahatla. Hayat zaten kısa, mahkemeler ise uzun…”