İçeriğe geç

Ters koşullanma nedir ?

Ters Koşullanma Nedir? Gerçekten Kafayı Yediğimiz Bir Şey Mi?

Evet, evet, bu yazının başlığında “ters koşullanma” diye bir şey var. Başlık sizi hemen heyecanlandırmış olabilir, ama biraz bekleyin. Hadi bir derin nefes alın, rahatlayın, biraz gözlerinizi kırpın. Çünkü bu yazıyı okurken bir yandan da kafanızın içinde dönen “Ters koşullanma nedir?” sorusunun cevapları şekillenmeye başlayacak. Ve belki de bir an için “Aa, ben de böyle düşünüyorum!” diyebilirsiniz. Hadi başlayalım!

Koşullanma Nedir?

Ters koşullanma demeden önce, koşullanmayı kısaca bir hatırlayalım. Koşullanma, aslında çok basit bir şey: bir davranışın, başka bir uyarana tepki olarak gelişmesi. Hani şu klasik Pavlov’un köpekleri meselesi var ya, bir çan çaldığında köpeklerin salya dökmeye başlaması… İşte bu koşullanma. Yani bir şeyin üzerine başka bir şey eklediğimizde, beynimiz bu ikisini birbirine bağlamayı öğreniyor. Ama şimdi işin içine “ters” faktörünü sokacağız.

Yani o köpeklerin salya dökme olayını düşünün ama bu sefer çanı çaldığınızda köpekler ulumaya başlasın. İşte buna ters koşullanma denir. Yani, önceki koşulun tam tersi bir şey gelişiyor. İşin içine biraz kafa karıştırıcı psikolojik bir sihir giriyor ve bir anda beynimiz “Hey, bu ters bir şey!” demeye başlıyor.

Hadi, Bizim Hayatımızdaki Ters Koşullanmayı Bulalım

Tamam, şimdi biraz eğlenelim. Koşullanmanın çok tatlı bir psikolojik kavram olduğunu söyledik, ama işin komik tarafı burada başlıyor. Hani şu kafamızda sürekli kaynar çorba gibi dönen düşüncelere bir bakalım. Bizim gibi gençlerin beyninde olan çelişkiler de tam olarak burada devreye giriyor. Mesela, İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, esprili ama bir o kadar da derin düşünen biri olarak, hayatta her şeyin bir anlamı olduğunu düşünürken, bazen çok gereksiz yere de kendimi hırpaladığımı fark ediyorum.

İşte, ters koşullanma tam olarak burada devreye giriyor. Bir arkadaş ortamında sürekli espri yaparak gülmek, bazen içsel bir depresyonun belirtisi olabiliyor. Yani düşündüğünüzde bu durum, esprili olmanın “güzel” ama aynı zamanda “acıklı” bir tarafı da var. İnsanlar güldükçe, siz de bir daha ve bir daha espri yapıyorsunuz. Herkesin gülmesi, aslında sizin için o kadar da tatmin edici olmayabiliyor. Yani esprili olmak, bazen sizin duygusal boşluğunuzu maskeler. Ama, işin tuhaf tarafı şu: insanlar gülüyor ve siz espri yapmaya devam ediyorsunuz. Beyniniz bu durumdan yavaşça öğreniyor ve tam olarak burada ters koşullanma devreye giriyor.

Bir Diyalog

Bunu bir arkadaşım üzerinden örnek verelim. Bir arkadaşım her zaman çok komik olurdum diye söylenirdi.

Arkadaşım: “Vallahi senin esprilerine gülmemek imkansız ya!”

Ben (içimden): “Evet, ama esprinin ardında bir yalnızlık var aslında. Nereye gitti bu espriler?”

Arkadaşım: “Ayy, yine çok komiksin!”

Ben (içimden): “Hah! Gülüyorlar işte… Ama ben hala bir şeyleri kaçırıyor muyum?”

Ve işte burada ters koşullanmanın ne kadar gizli şekilde hayatımıza girdiğini fark ediyorum. İnsanlar gülüyor, ben espri yapıyorum ama daha sonra bir düşünce beni mahvediyor. “Neden her zaman komik olmak zorundayım?”

Ters Koşullanmanın Çevremizdeki Yansıması

Hepimizde olan bu gizli çatışmalar, işte tam da ters koşullanma örneği. Koşullanma, bir şeyi beklediğimiz şekilde yapmamızı sağlar. Ama ters koşullanma, tam tersi bir durumu yaratır. Yani, eğer birisi gülüyorsa, aslında başta komik olmak isteyen siz, bir noktada “gerçekten komik miyim?” diye düşünmeye başlarsınız. Bu, biraz kafa karıştırıcı olabilir, ama inan bana, yaşadıkça fark ediyorsunuz.

Okulda ya da İşyerinde: Aynı Hikaye

Şimdi, biraz daha geniş bir perspektiften bakalım. Okulda ya da işyerinde sık sık “güzel” olmaya çalışan insanlarla karşılaşmışsınızdır. Ailenin sürekli “Aferin oğlum, bugün de çok başarılıydın” demesi, sizi bir sonraki gün o başarıyı bir şekilde sürdürmeye zorlar. “Başarılı olmak zorundayım” hissi, aslında ters koşullanmanın çok açık bir örneği. Ne kadar çok başarısız olmasanız da, başarı sizin için bir zorunluluk haline gelir. Kısacası, başarısızlık ve başarı arasında çok ince bir çizgi vardır ve bu çizgi, beyninizde oluşturduğunuz psikolojik bağlantılarla iyice bulanıklaşır.

Ters Koşullanma: Bir Çıkmaz

Evet, şimdi biraz daha derinlere inelim. Hani o komik arkadaş ortamı diyorum ya, aslında bazen gerçekten kafamı duvarlara vuracak hale geliyorum. Bir şeyler düşündükçe, hayatımı sorgulamaya başlıyorum. “Gerçekten kimim ben?” “Neden bu kadar espri yapıyorum?” Bir zamanlar bu soruları cevapsız bırakırdım. Ama şimdi, ters koşullanmayı daha iyi anlıyorum. Zihnimde oluşan bu uyarana karşı verdiğim tepki, aslında benden çok daha fazlasını anlatıyor.

Örneğin, sabah işe gitmek için uyandığınızda, o yataktan çıkma mücadelesi… Uyanıyor ve işyerine gitmek için her gün “neden bu kadar uykusuzum?” diye sorguluyorsunuz. Ama bir süre sonra, bu durumu sıradanlaştırıyorsunuz ve zihin bu durumu koşullandırıyor. Hani şu “yine bu kadar erken uyandım, yine bu kadar yoruldum” tarzındaki içsel sohbetler var ya, işte bunlar ters koşullanmanın tam örnekleridir.

Sonuç: Ters Koşullanma ile Barış Yapmak

Sonuçta, ters koşullanma hayatımızda hemen her yerde var. Kimseyi küçük görmeden, sadece mizahi bir şekilde bu durumu kabul ederek yaşamak gerek. Hayatın içinde sürekli espri yapan bir insanın da aslında bir noktada duygusal bir boşluğu olabileceği gibi, her zaman başarılı olmaya çalışan birinin de bu başarıdan sıkılabileceğini anlamak, bu kavramın özü gibi.

Ters koşullanma, beynimizin yarattığı bir ilüzyon. Ama bu illüzyonu kabullenmek ve rahat bir şekilde yaşamak, hayatın anlamını biraz daha keyifli hale getirebilir. O yüzden, belki de en doğrusu, kendimize bazen “Gerçekten de komik olmak zorunda mıyım?” diye sorarak, biraz da olsa rahatlamaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://hisardepolama.com https://globaltek.com.tr https://flykids.com.tr Sitemap
tulipbethttps://www.betexper.xyz/